10.3 C
Ankara
18. Eylül. 2021
No menu items!
Ana Sayfa Diğer Araştırma Leyla Düzel Yazdı-Siyonizm'in Kıyamet Oyunu

Leyla Düzel Yazdı-Siyonizm’in Kıyamet Oyunu

11.05.2021

Tarih, yine bir İsrail zulmüne tanıklık ediyor.

1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde toplanan Birinci Siyonizm Kongresi’nde ilk defa dillenen İsrail Devleti kurulması isteğinden bugüne yüzyıllar geçti.

2017’de ABD’nin Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak resmen kabul etmesi, yeniden Yahudi zulmünün fitilini ateşledi.

Kadir Gecesi başlatılan zulüm ne ilk ne de son olacak gibi. Bu taktikle işgal ettikleri topraklarda, yayılmacı politikalarını başarılı bir şekilde ama insaniyetten uzak gerçekleştirdiler.

Bunu yaparken medyanın gücünü iyi kullanıp Filistin halkını yalnızlaştırdılar.

Filist Kavmi Yahudiler’den önce bu topraklara deniz yoluyla gelmişti. Irk olarak Avrupa-Hint karışımı oldukları söylenir. Ten olarak da Araplar’dan daha açık ten rengine sahiplerdir. Onun içindir ki Araplar bugün halen bizden değilsiniz anlayışı ile Irkçılık yapar ve onların bu kıyımına sessiz kalırlar.

Filistinliler’e Araplar hiç bir zaman dost olmadılar. Yahudi dezenformasyonu ile Türk halkının büyük bir kesiminin de dost olmadığını ve bu zulüme destek verdiğini üzülerek izliyorum. Onlar Türkleri öldürdüler diyerek adeta Yahudi’nin uyguladığı soykırıma destek veriyorlar.

Korkarım bir gün Araplara duyulan düşmanlık ile Kabe’nin işgaline ve yakılıp yıkılmasına da aynı mantıkla, hak ettiler diyerek destek vereceklerdir.

Ortadoğu deyince tüm halkların Arap olduğu fikriyatından önce bir kurtulalım.

Uzak Doğu’nun tamamına nasıl Çinli diyemiyorsak değil mi?

Birinci yalan, onların Arap olduğudur. İkincisi ise Türkleri öldürdükleri, üçüncüsü ise topraklarını para için sattıklarının söylenmesidir.

Osmanlıyı Araplar hançerlemiştir. Yoksul Filistin halkı o topraklardan Arap, İngiliz işbirliği ile sürülmüştür.

Yönetim kadrolarına getirilen kişiler de İngiliz Manda anlayışından kurtulamamış, onların hamiliğinde Türkiye’ye karşı yanlış politikalar uygulamışlardır.

Bunda laik bir Cumhuriyetin, Müslüman toplumlar üzerinde öcü olarak gösterilme kabiliyeti yatıyor.

Türkler ile Ortadoğu arasında yabancı güçlerin ajan faaliyetleriyle dostluk kurulması hep engellenmiştir.

Soykırım iddialarını önlemek için, en etkili yalan ise, Filistinliler’in kendi topraklarını Yahudilere sattıkları söylemi olmuştur.

Kurgu tamam ve tıkır tıkır işliyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde 750 bin nüfusa sahip, değişik dinlere ve milletlere mensup bölge halkları ile birlikte huzur içinde yaşayan 25 bin yahudi nasıl oldu da bir canavara dönüştü?

Nazilerin uyguladığı soykırımın bir travma yarattığını ve vahşileştiklerini söyleyebilir miyiz?

Kendi varlığını korumak için her türlü insanlık dışı uygulamayı yapmaktan maalesef geri durmuyorlar.

Ve 8 buçuk milyon nüfus ile Dünya’ya hükmedecek hale geldiler.

Hitler’in uyguladığı soykırım sebebiyle Dünya milletleri onlara acımış ve destek olmuştu. Bu iyi niyetli vicdanlı davranış onların şımarmalarına sebebiyet vermiş olabilir mi?

Yoksa genlerinde olan kötülüğü Dünya’ya yayarak zevk mi alıyorlar?

Oysa kendi milletinden de Siyonizm fikrine karşı çok Yahudi var. Dini kötülük aracı olarak kullanmalarından oldukça rahatsızlar. Tam tersi Yahudi olmayıp Siyonist olan da var. Amerika’nın yeni başkanı Biden gibi. Bunu kendi açıklamasından öğrenmiştik. “Ben Yahudi değilim ama iyi bir Siyonistim” demişti.

Zaten Siyonizmin yaygın oluşu sebebiyle milyonlarca destek ardlarında duruyor. Adeta Büyük İsrail Projesi’ni el birliğiyle gerçekleştiriyorlar. Onlara göre Allah tarafından özel yetkilerle donatılmış ve seçilmişler. Diğer Milletler onların anca hizmetkarı olabilirler.

Bu sapkın, fanatik düşünce ile kıyamete doğru dörtnala Dünya’yı sürüklüyorlar.

Hani her din iyiliği ve güzel ahlakı şart koşuyordu?

İncil gibi Tevrat’ta kendi ideolojilerine göre yeniden mi yazılmıştı?

1897’de din ekseninde hayatını şekillendiren bir güç yaratıldı. Soykırımı meşrulaştıran o yapının adına SİYONİZM dendi.

Yahudi inanışına göre Tevrat’ta Filistin toprakları üzerinde bulunan Mescid-i Aksa’nın altında Hazreti Süleyman’ın Tapınağının var olduğuna inanılır ve Süleyman Tapınağı ortaya çıkarsa Mesih’in geleceğine inanılır.

İnanışa göre tapınak zaman içinde yıkılmış ve üzerine Mescid-i Aksa inşa edilmişti.

Siyonizm ile tüm Dünya Yahudiler’inden ve destekçi zenginlerden İsrail Devleti’ne oluk oluk para akıtılıp karşılığında oluk oluk kan akıtılıyor.

Gelelim Filistinliler topraklarını satıyor yalanına.

Filistinliler, yüzölçümlerinin sadece yüzde biri oranında bir araziyi kendi isteği ile satmışlardır. Onlar da Filistin halkı tarafından hain ilan edilmiş ve yurtlarından kovulmuşlardır.

Halen başka ülkelerde yaşayan bu kişilerin Filistin’e dönmeleri yasaktır.

Uluslararası savaş suçu olan Soykırım yapıldı denmesin diye Yahudiler geçmişte bir kanun çıkarttılar.

Bu yasaya göre topraklarını terk eden Filistinliler’in yerine Yahudi göçmenlerin yerleşmesini kanuni hak olarak resmileştirdiler.

Minareyi çalmak için kılıf hazırlanmıştı.

Bu kanundan sonra halen bugün dahi cebren Filistin halkı evlerinden çıkartılıp Kudüs dışı getholara sürülüyor ve yerlerine Yahudileri yerleştiriyorlar.

Yıllar içinde bu yöntemle o bölgede azınlık hale getirilen Filistinliler topraklarından ve evlerinden silah zoru ile bilmedikleri yerlere göç ettirilmiş ve sefalete terk edilmişlerdir.

Ramazan, iftar saati, Kadir Gecesi, dini bayramlar adeta Siyonistlerin zulüm ile eğlendikleri zamanlara şahit olmuştur.

Nitekim son olayda Filistin Özerk Bölgesi yanarken duvarın diğer tarafında toplanan Yahudiler’in müzik eşliğinde kutlama yaptıklarını ve Kudüs temizleniyor diye eğlendiklerini izledik.

Kudüs Semavi dinlerin inanç merkezi halindedir.

Ama Yahudiler’in Mescid-i Aksa ile hiçbir bağları yoktur.

Tek tutundukları yalan Hazreti Süleyman Tapınağı hikayesidir.

Hatta UNESCO, Mescid-i Aksa’nın Yahudiler ile bir bağı olmadığını kayıtlara geçirmiştir.

Mescid-i Aksa’nın Hz Adem veya Hz. Nuh tarafından yapıldığına inanılır.

Müslümanlar için ise kutsal topraklar olan Mekke kadar önemli değere sahiptir. Ve korunması için Hristiyanlar ve Müslümanlar Mescid-i Aksa’yı titizlikle bugüne kadar korumuşlardır.

Müslümanlar ve Türkler için önemine gelince kısaca şöyle anlatayım.

Hz. Muhammed Medine’ye hicreti sırasında Mescid-i Aksa’ya gitmiş ve yaklaşık 16 ay bu yapıtı kıble olarak kullanıp namaz kılmıştır.

Burak adlı devesini şimdi Burak Duvarı olarak bilinen duvara bağlamış, içerisindeki kayanın üzerinden Miraç’a yükselmiş ve her bir katta tüm peygamberlerimizle namaz kılarak Allah’ın katına çıkmıştır.

Hz. Muhammed Mescid-i Haram yani Kabe’den sonra Mescid-i Aksa’yı ikinci önemde ibadethane saymıştır.

Bir önemli husus da Mescid-i Aksa’nın Kubbet-üs Sahra ile karıştırılmasıdır.

Kubbet-üs Sahra herkesin bildiği altın Kubbeli olan binadır.

Ayrıca Fatih Sultan Mehmet Han Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra etrafında 300 sene yıkık bulunan 13 metre yükseklikte ve kilometrelerce uzunlukta olan duvarları 5 sene süren bir zamanda yeniden inşa etmiştir.

Kudüs 400 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

Haçlıların harap ettiği yerleri ve mabedleri büyük paralar harcayarak defalarca Osmanlı Padişahları onarmıştır.

Bugün Mescid-i Aksa Ürdün Evkaf Vakfı’nın tapulu malıdır…

İsrail’in bir oldu bittiyle işgal ettiği yerdeki bu mabed Müslüman toprağıdır.

Arkeolojik araştırma adı altında kazı yaparak çökmesine zemin hazırlamakla meşguller.

İnançları gereği burası yıkılırsa Hz. Süleyman Tapınağı’nı yeniden inşa edecekler ve bu da İsa’nın geri dönüşüne vesile olacaktır.

Bu sebeple işgal ettiler ve doğal yolla yıkılmış süsü vermek için altta Hz. Süleyman Tapınağı’nın izlerini arıyoruz diyorlar.

Yıllardır buldukları bir kanıt da yok.

Mescid-i Aksa’nın işgali ve yıkımı Kabe’nin yıkımına kapı açar, Kâbe zaten işgal altındadır. Onun yıkımı ise Müslümanlarının sonu olur. Geriye ne Ankara ne İstanbul kalır.

Doğu Türkistan diye bir yer haritadan silinir.

İlk Domino taşı gibidir Mescid-i Aksa. O yıkılırsa kıyamet gelmiş sayılır.

Hz. İsa’nın Mesih olarak gelmesine zemin hazırlayanlara karşı tek ses olup devletimizin politikasını desteklemeliyiz.

Türk ecdadımıza küfredilmesine ve en önemlisi dinimize, Peygamberimizin tarihi hatırasına hakarete destek olacak söylemlerden kaçınmamız gerekir.

Kıyametten korktuğumuzdan değil. O zaten Allah’ın emri ama daha Dünya’ya Nizam’ı Alem getireceğiz. İşimiz var.

Devletimin yanında, İsrail zulmünün karşısındayım.

Ümmetçi değilim, aynı Atatürk gibi Türk Milliyetçisiyim ve onun gibi düşünüyorum.

‘Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu, kimse bizim kadar bilemez. Biz, vâkıa birkaç sene Araplar’dan uzak kaldık.

Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için, İslâmiyet’in mukaddes yerlerinin, musevilerin ve hıristiyanların nüfuzu altına girmesine mâni olacağız.

Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa Emperyalizmi’nin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz.

Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslâmiyete lâkayt olmakla ittiham edildik; fakat bu ittihamlara rağmen, Peygamber’in son arzusu, yâni mukaddes toprakların, daima İslâmiyet hâkimiyetinde kalmasını temin için, hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.

Cedlerimizin Selâhaddin’in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücâdele ettikleri toprakların, yabancı hâkimiyeti ve nüfuzu altında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyân edecek kadar, bugün, Allah’ın inâyetiyle kuvvetliyiz.

Avrupa, bu mukaddes yerlere temellük etmek için, yapacağı ilk adımda; bütün İslâm âleminin ayaklanıp, icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.”
Mustafa Kemal Atatürk

- Advertisment -

En popüler

Devlet Bahçeli: Zilletin Aday Meselesi Milletin Meselesi Değildir

Devlet Bahçeli: Zilletin Aday Meselesi Milletin Meselesi Değildir Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin, 16 Eylül 2021 tarihli sosyal medya hesabı twitter üzerinden yayınladıkları...

MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir Sol Görüşlü Basın Kuruluşlarına Sert Çıktı

MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir Sol Görüşlü Basın Kuruluşlarına Sert Çıktı İsmail Özdemir’in resmi twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle; -Türkiye’de medya alanında tarafgirliğin en...

TÜRKGÜN Yılın Gazetesi Seçildi!

TÜRKGÜN Yılın Gazetesi Seçildi! "6. Anadolu Medya Ödülleri"nde yılın gazetesi ödülü TÜRKGÜN'e verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yılın gazetesi ödülünü TÜRKGÜN Genel Yayın Müdürü Mehmet Müftüoğlu'na takdim...

Sevgin Kimya Temizlik İhtiyaçlarınızın Her Aşamasında Çözümler Sunuyor.

Sevgin Kimya Temizlik İhtiyaçlarınızın Her Aşamasında Çözümler Sunuyor. İzmir’de 1970’li yıllarda babadan oğula dürüstlük ve güvenirlik ilkelerinden asla taviz vermeden ticari serüvenine başlayana Sevgin Kimya...

Son Yorumlar