10.3 C
Ankara
27. Ekim. 2021
No menu items!
Ana Sayfa Diğer Araştırma Andımız Neden Okunmalıdır?

Andımız Neden Okunmalıdır?

Ant nedir?

Ant kelimesi TDK’ya  göre “Tanrı’yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem” ant içmek deyimi ise “bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek, yemin etmek” anlamında tanımı yapılmıştır. “Andımız okuma” ise eylemi bireysel değil toplu olarak yapılan sosyal bir eylemdir.

 

Andımızın tarihsel süreçteki değişimi

Türkiye Cumhuriyeti kuruluş döneminde eğitim-öğretim ile ilgili en önemli reform, inkılâp 3 Mart 1924 tarih ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat ile başlamaktadır. Eğitim-öğretimin birleştirilmesi ile Osmanlı döneminden beri süregelen aksaklıklar ve problemler yeni kurulan sistem ihtiyaçlarına uygun olarak çözülmeye çalışılmıştır. Özellikle farklı okul türlerinin ve azınlık okullarının kaldırılması birbirine zıt bireylerin yetiştirilmesini ortadan kaldırmıştır. Bu bağlamda Tevhid-i Tedrisat Kanunundan sonra ilk defa 6. Hükümet dönemi Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından yazılan “Andımız” 23 Nisan 1933 tarihinde okutulmuş, 10 Mayıs 1933 tarihinde de öğrencilerin okuması için yasalaşmıştır. Öğrenci andının ilk hali aşağıdaki şekildedir:

 

1933 yılı andımız

Türküm, doğruyum, çalışkanım; yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu, özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk Varlığına armağan olsun”.

 

1972 yılı andımız

Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak,
büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk: açtığın yolda,
kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Ne mutlu Türküm diyene!

 

1997 yılı andımız

Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.         

Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!

 

Andımız neden okutulmalıdır?

Aşağıda andımızın neden devam etmesi gerektiğinin eğitim bilimleri açısından temelleri açıklanmıştır.

 

Toplumun birliğinin, bütünlüğünün ve dengesinin devamı için okulların, toplumun ortak temel unsurlarını bireylere aktarması önemlidir.

İşlevselci teori, eğer bir kişi bir toplumun normlarını, değerlerini ve becerilerini öğrenmek ve bu öğrendikleri ile toplumda bir yer almak istiyorsa, bunların öğretileceği yegâne yerin okul olduğunu ileri sürer. Ayrıca okullarda, ortak kültürel değerler, bilgiler, beceriler ve kültürel öğeler öğrencilere kazandırılır. Okullar, okuma, yazma ve matematik dışında vatanına sahip çıkma ve vatanperverlik gibi diğer sosyal kültürel öğeleri de öğrencilere kazandırırlar.

 

Okullar birincil fonksiyon içinde yer alan sosyal kontrol işlevi aynı zamanda kanunlara, yönetmeliklere ve hükümete, devlete saygı duymayı ve kabul etmeyi de öğretir. Böylece öğrenciler, hem kendi devletlerinin kurallarına ve kanunlarına uymayı, hem de uluslararası kurallara uymayı öğrenir. Okulun Sosyal kontrol işlevi açısından andımız önemlidir.

 

Devletin ve hükümetin resmi dini, dili, yönetim biçimi, devlet yapısı, rejimi, kanunları, siyasi amaç ve değerleri gelecek nesillere, okullar ve bu okullarda uygulanan eğitim programları ile aktarılır.

Devletlerin politik düşüncesi ilköğretim kademelerinde daha belirgin ilerleyen kademelerde ise biraz daha örtük olarak verilir. Ayrıca okullar vasıtasıyla siyasi sistemin öncelikleri, hükümetin uygulamaları, devletin karşı karşıya kaldığı antlaşmalar, kanunlar öğretilerek toplumun devletin siyasi yapısını öğrenmesi ve bu yapıya uygun davranması beklenir. Devletler kendi vatandaşlarını eğitim aracılığıyla eğiterek, ulusal birliği sağlamayı ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini güvence altına almayı arzu etmektedirler.

Yeryüzünde çeşitli biçimlerde siyasi ve toplumsal dokuları olan devlet modelleri vardır. Bu modeller zaman zaman farklılıklar gösterse de bir kısmı ulus ögelerini koruyan millet anlayışı üzerine kurulurken kimileri geniş halk kitlelerini içinde barındıran lakin ortak payda olarak vatandaşlığı merkeze alanlar vardır. Kimileri de devletin hâkim kültürünün bir ulus üzerine kurulu olduğunu kabul ederek Anayasasını ve yasalarını ona göre düzenlerken diğer vatandaşlarını da dikkate alarak bir siyasi politika izlerler. Devletlerin izlediği bu politikalar toplumun geleceğini şekillendirmektedir. Çünkü tüm kurum ve kuruluşlar, tüzel kişilikler ona dönük merkez ve hâkim kültür çerçevesinde hareket ederler.

 

Okulların kendisine gelen bireyleri sosyal entegrasyon ile topluma uyumlu bireyler yapmak zorundadır.

Eğitimde ortak değerler, kültürel özellikler, bilgi ve beceriler eğitim programları vasıtasıyla tüm okullarda tüm öğrencilere kazandırılmaktadır. Eğer bir birey daha sonradan bir topluma uyum sağlamaya çalışıyorsa o toplumun dilini, yaşayış özelliklerini, değerlerini bilmek zorundadır. Sosyal entegrasyon ile asimilasyon ayrı şeylerdir. Sosyal entegrasyon da birey kendi öz benliğini, kültürünü, dilini, dinini korur ve yaşatır, aynı zamanda içinde bulunduğu toplumun da dilini, dinini, kültürel özellik ve değerlerini bilir ve bunlara saygı duyar. Ancak kendi değerleri ve özelliklerini tamamen unutup yerine bunları koyarsa o zaman asimile olmuş olur. Andımız asimilasyon değil sosyal bütünleşme için bir araçtır.

Psikolojik temeller ve andımız:

İnsan hayatında, (2-6 yaş) ve son çocukluk (7-11 yaş) yılları -gelişim dönemleri özellikleri açısından çocuğun kişiliği, akademik başarısı ve insanlarla olan ilişkileri üzerinde de oldukça etkilidir. Dolayısıyla bu yıllarda çocukların gelişimlerini destekleyecek, onlara bilgi, beceri ve değer kazandıracak şekilde geçirilmeli, eğitim hizmetleri sunulmalıdır.

Doğum öncesinden başlamakla birlikte 0-6 yaşları arası karakter gelişiminde çok önemlidir. Ülkemizde bu yaşlarda çocukların karakter eğitimi genellikle anne babalara bırakılmaktadır. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusunda yetersizlikleri olduğu söylenebilir. Çocukluk yıllarının aile yaşam biçimi, çocuğu gelişiminde en etkili nedendir. Aile yaşam biçimine göre iyi tarafları çocuğun mutlu olmasını ve sağlıklı bir kişilik gelişiminin temelini oluşturacaktır. “Hasta aile” olarak tanımlanan sağlıksız aile ortamında büyüyen çocuklar ise çeşitli yoksunluklar yaşayarak kişiliğini ve psikososyal ve psiko-duygusal gelişimini tamamlamakta zorlanacaktır. O dönemde çocuklar en fazla olumlu pekiştirece ihtiyaç duyarlar. Olumlu şeylerden ve pozitif yönlü ödüllerden mutlu olurlar. Bu bağlamda aile anlayışı çok önemlidir ve bu süreçle yavrularımız okula hazırlanırlar.

İnsan yaşam öyküsünde “çocuk yetiştirme” apayrı bir evredir ve tüm düşünürler, psikologlar, kuramcılar bu konuda ortak görüşler sergilerler. Psikoloji Kuramları 0-6 yaş, 6-12 yaş ve 12-18 yaş arasını açıklarken “çağ” olarak tanımlarlar. Tüm kuramcılar çocukluk çağının kişilik gelişimi, ahlak gelişimi, karakter gelişimi, sosyal gelişimi ve duygusal gelişimi açısından en mühim çağ olduğunu söylerler. Bu çağlarda geliştirilen davranış ve düşünce kalıpları, yargıları, şuurları ve anlayışları sonraki yıllarını etkilemektedir. Çocuğun merhametli ve şefkatli yönünü geliştirmek aile ve okul sisteminin görevidir. Bu bağlamda çocukluk yılları sonrası insanlar yine kimlik ve kişilikleri gelişmeye devam etseler de çocukluk yıllarında oluşturmuş oldukları “şema” ve “biçim” ile algılarını sürdürürler. Dolayısı ile “ağaç yaşken eğilir” öğretisini kurumsal bir anlayışla devam ettirmekte yarar vardır.

Bunların yanı sıra ilkokul yılları çocukların gelişim özellikleri açısından ait olma, başarma, toplumsal rolleri öğrenme ve duyuşsal gelişim açısından kritik dönemdir. Okul yaşantısı çocuk için çok önemlidir ve değerlidir. Bu açıdan milli değerlerin çocuklara kazandırılmasında önemli bir fırsattır. Milli değerleri kazanmış, toplumsal değerleri özümsemiş ve bunu davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek bilindiği üzere Milli Eğitim’in temel amaçları arasında da yer almaktadır. Dolayısıyla pedagojik açıdan Andımızın içerik olarak bu değerlerin içselleştirilmesine ciddi katkı sağlayacağı açıktır.

6C becerisi ve andımız

Eğitim kurumlarında yetiştirilecek bireylerde bulunması gereken 6C olarak tanımlanan 21 yy becerileri bulunmaktadır. Bu 6C becerileri içerisinde, eleştirel düşünme, yaratıcılık, işbirliği, iletişim yanında karakter eğitimi ve vatandaşlık yer almaktadır.  21 yy becerileri içerisinde karakter ve vatandaşlık eğitiminin yer alması önemlidir. Günümüzde tüm ülkeler “iyi insan” yerine donanımlı ve karakterli “iyi vatandaş” yetiştirmek zorundadırlar.

Vatandaşlık eğitimi ve andımız

Vatandaşlık (yurttaşlık) ülkenin eğitim- öğretim amaçlarının temellerini oluşturmaktadır. “Vatandaşlık” tanımında öğrencilerin “birey olarak ilgi yeteneklerini fark etmesi ve kendini tanıması, toplum içerisinde hak ve sorumluluklarını bilmesi ve hakkını araması, sorumluluklarını yerine getirmesi, millî kültürü öğrenmesi, millî kültürle övünmesi,  insan hakları ve demokrasi konusunda bilgi sahibi olması ve  hayatını demokratik kurallara göre düzenlemesi, otoriteye bağlılık duyması ve otoritenin devamını demokratik sınırlar çerçevesinde koruması, etkin vatandaşlık bilinciyle hareket edip görevlerini yerine getirmesi, toplumsal, çevre sorunlarına duyarlılık göstermesi, toplumsal kalkınma konusunda girişimci bir anlayışa sahip olması bireysel, toplumsal ve kültürler arası becerilere sahip olması, milli ve evrensel değerleri benimsemesi ” beklenir. Vatandaşlık eğitiminde yapılandırmacı yaklaşıma uygun olarak birey, öğrenci kazanımları boyutları olan bilgi/anlayış, beceri ve değer/tutum sahibi olacak şekilde yetiştirilir.

Bilimsel araştırma ve andımız

 

Bir uygulamanın iyi veya kötü olduğuna bilimsel yöntemlerle yapılan araştırmalar sonucunda karar verilmesi en doğru yaklaşımdır.  Bilgi türlerinden gündelik veya siyasal bilgiyle andımız zararlıdır demek uygun değildir. Alanyazın taraması yapıldığı zaman andımızla ilgili uygulamalı yeterince çalışma olmadığı görülebilir. Çalışmaların çoğu ideolojik yanlılık gösteren ve çözüm sürecinde ortaya çıkan akademisyenler tarafından yapılan teorik çalışmalardır.

Uygulamalı çalışma olan ve Yaser Arslana ile Ufuk Sarıdede tarafından 2012 yılında yapılan öğretmen adaylarının eğitimsel ritüellere ilişkin görüşlerinin alındığı çalışmada, “İstiklal Marşı ve Andımız”ın pozitif etkiye sahip uygulamalar olduğu belirlenmiştir. Yine bu uygulamaların öğrenci motivasyonu, öğrenci özgüveni, sosyalleşmeyi ve milli bağlılığı artırdığı belirlenmiştir.  Başka bir çalışmada da bütün öğrencilerin andımızı isteyerek ve gönülden okudukları belirlenmiştir.  Aynı araştırmada öğrencilerin andımızı okurken üzüntü, sevinç, sevgi gibi duygular yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmada andımız okunurken duygusal yönden amaca ulaşıldığı ancak bilişsel yönden bazı eksiklikler olduğu görülmüştür. Andımız okunurken hangi şartlarda ortaya çıktığı ve andımızdaki kavramların hangi anlamlara geldiği de öğrencilere kazandırılmalıdır.

Öğrenci andı ve içerik analizi

Andımızın okunması, okul içi ve okul dışında gerçekleşen eğitim faaliyetlerinden biridir. Andımız, içerik olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal amaçlarına ve milli eğitimin amaçlarına yönelik olarak hazırlanmıştır. Andımız sırasında belirlenen metin içeriği seçilen temsilci öğrenci tarafından coşkulu ve yüksek bir sesle okunur ve hazır ol vaziyetinde bekleyen diğer öğrenciler tarafından tekrar edilir. Andımız okuma sırasında ciddiyet vardır. Andımız esnasında ülkemizin sembollerinden bayrak, Atamızın büstü gibi araçlar da andımızdaki anlamların daha iyi içselleştirilmesine aracılık ederler. Başka bir deyişle bu eylemin anlamlılığını güçlendirir ve öğrencilerin anlamla bütünleşmelerini katkı sağlar.  Bu uygulama andımız uygulamasında duygusal bir atmosfer oluşmasını da sağlar. Tüm bu süreçler öğrencinin “milli kimlik” oluşumuna katkı sağlamaktadır.

 

Öğrenci andımızın içerik analizi aşağıdaki gibidir:

 

Öğrenci andı kelimeleri ve kelime grupları Amaç Açıklama (politik söylem)
Türküm – Milli Kültür

– Milli Kimlik

– Geçmişle övünme (bilgi/anlayış)

 

o   Bu öğe vatandaşlık eğitimi kapsamında öğrenciye kazandırılması istenen bilgi/anlayış olarak kabul edilir.

o   Anayasada 54. Maddede “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”  İfadesi yer almaktadır. Andımızdaki “Türküm” diyene anlam tam olarak bu şekildedir.

o   Öğrenci andında geçen anlamıyla vatandaşlık, yurttaşlık bağı olan ve Türkiye Cumhuriyetine bağlı olan anlamı ön plana çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan bunu yürekten hisseden, bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı vurgulayan bir kavram olarak da açıklanabilir

o   Andımız içinde geçen Türk kavramı, anayasanın 66. Maddesinde ve 1739 sayılı Milli eğitim temel kanunun genel amaçlarında vurgu yapıldığı şekliyle ulusal bilinci geliştirmeye yönelik ortak bir vatandaşlık kavramı olarak düşünülebilir.

o   Günümüzden yaklaşık 1000 yıl önce yazılmış “Divan ı Lügati’t Türk’te, Türk tanımı yapılmıştır. Türk milletidir, Türk devletidir, Türk bayrağıdır, Türk sancağıdır, Türk töresidir, Türk mahkemeleridir, Türk eğitim sistemidir. Dolayısıyla adı dahi Türk’ten gelen “Türkiye” olan bir ülkede vatandaşlık bağı olan herkes “Türk’tür.

o   İstiklal Marşı’mızda “Türk” kavramı geçmektedir.

 

 

 

 

Doğruyum, çalışkanım

 

 

 

 

– Doğruluk(bilgi-anlayış/değer)

– Çalışkanlık (değer/tutum)

o   Burada tamamen karakter eğitimi içerisinde olması gereken değer ve tutum vurgulanmaktadır. Bu özellikler tüm dünya eğitim sistemlerinin öğrencilere kazandırmak istediği özelliklerdir.

o   Bu özellikler hem “iyi insan” hem de “ iyi vatandaş”ın sahip olması gereken özelliklerdir.

o   Bu cümle, bir çocuğa verilebilecek en güzel yüklemelerden biridir. Bu yükleme ile çocuk, yukarıda açıklanmaya çalışılan ilerleyen çağlardaki aidiyetlik ve sahiplenmenin temelini oluşturmaktadır. Kendine ait bir ailesi, devleti ve milletinin olmasını yer yer coşkulu şekilde yaşayacak ve istenmeyen olaylar geliştiği vakit toplumun durumunu kendi benliğine taşıyacak ve sonuna kadar milletinin evladı gibi bir tutum sergileyecektir.

o   Kişilik kazandıracak ve vatandaşı yüce sorumluluklara hazırlayacak sistem, zamanla kültürü taşıyan dilin gelişim evreleri içerisinde Andımız’ la karşımıza çıkmaktadır. Bu görev ve sorumluluklar “Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye, her sabah seslenen çocuklarla gerçekleşebilir

 

 

 

Yasam, küçüklerimi korumak,

büyüklerimi saymak,

yurdumu,

budunumu (milletimi) özümden çok sevmektir.

 

 

– Sorumluluk (değer/tutum)

– Sevgi (değer/tutum)

– Saygı (değer/tutum)

– Sevgi- sorumluluk (değer/tutum)

– Milli kültür ve milliyetçilik (bilgi/anlayış)

o    Bu bölümde belirtilen söylemlerde tamamen karakter eğitimine yöneliktir.

o   Zayıfları korumak, büyüklere saygı göstermek, vatanseverlik gibi değerler Türk kültür ve coğrafyasında ilk dönemlerden beri önemli görülen değerler arasındadır.

o   Tüm kuramların açıklamaya çalıştığı “erdemli insan tipi” ile doğrudan örtüşmektedir. Henüz kimlik gelişiminde olan yavrularımız, aile; okul ve çevrenin desteğine ihtiyaç duyarlar. Onların sosyal yüklemesi, değerler yüklemesi, tenbihleri ve örnek olmaları ile ilişkilidir. Son zamanlarda “Değerler Eğitimi” ile ilgili çeşitli etkinlikler yapılarak değerleri yaşayan kimlikler geliştirme hedeflenmektedir. Andımızdaki küçükleri korumaya, büyükleri saymaya dönük bir bilincin, toplumsal bir şuurun ne üst düzey bir fazilet olduğu unutulmamalıdır. Hele yurt ve milletin “öz” yani “can” dan daha çok sevilmesi demek savaş alanlarında şahit olunan şeylerdir. Eğer bir anlayış “şehit” kavramını inanç halinde yaşıyor ve en üst düzey saygınlık olduğuna, Cennetle müjdelendiğine iman ediyor ise yurt ve millet sevginin en erken yaşlardan itibaren yüklemeli ve bunun için toplumsal düzeyde bir refleks ve davranış geliştirmek gerekir.

o   1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen milli eğitimin amaçları ile örtüşmektedir.

 

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

 

(Değişikliğe ve gelişmelere açık olma becerisi)

 

o   Burada devletimizin uzak hedefine vurgu yapılmaktadır.

o   Hem Orhun Abideleri’nde hem de Nutuk’ ta yıkılmış ve bağımsızlıklarını kaybetmiş olan bir devleti, yeniden kurma ve teşkilatlandırma işinin vatandaşlarca yapılabileceği konusuna sıkça değinilmiştir. Her ikisi de kendi toplumlarını millet iradesi, özgürlük kavramı ve demokrasi anlayışı içinde bilinçlendirme ve yönlendirme gayreti içindedir. Andımızdaki yükselme ve ileri gitme ifadesi de bireylerin ülkenin gelişmesindeki rolünü vurgulamaktadır.

 

 

“Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

 

 

Demokrasi vurgusu

Vatanseverlik

(değer/tutum (hayatını demokratik kurallara göre düzenleme, aktif vatandaşlık görevini yerine getirme ve girişimcilik becerisi)

Hedef (gelecek yönelimi)

o   Tarih yapan, tarih yazan devlet büyüklerinin toplumdaki bireyler tarafından bilinmesi önemlidir.

o   Orhun yazıtlarında yarım yüzyıllık bir esaretten sonra yeniden dirilten devlet kurucusu Kutlug Kaan geçmesi ile memleketi düşman işgali altına düşmüş bir milleti yeniden hayata kavuşturan devlet kurucusu Atatürk’ün andımız metni içerisinde geçmesi aynı şeydir.

o   Geçmişini bilmeyen veya ret eden nesillerin geleceği inşa etmesi beklenemez.

o   Atatürk’ün açtığı yol Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün gösterdiği hedef “milli kültürümüzü çağdaş uygarlık seviyelerinin üzerine çıkarma”dır. Bunun kavratılması amacıyla içilen ant ise ülkenin devamı için gelecek nesillere görev, sorumluluk bilinci vermektir.

 

Varlığım,

Türk varlığına armağan olsun.

 

Toplumculuk

Sorumluluk

(değer/tutum)

(Sosyal katılım becerisi)

o   Kültürümüzde bireyselcilik değil toplumculuk esastır. Birey toplum içindir anlayışı vardır. Burada bu anlama vurgu yapılmaktadır.

o   Bu ifade tam bir vatandaşlık özelliğini yansıtmaktadır.

o   Burada kasıt birlikte yaşadığımız yurdun varlığınadır.

 

Ne mutlu Türküm diyene!!!

 

Aidiyet (Bilgi/anlayış)

 

o   Bu ifade ayrıştırıcı değil kucaklayıcı bir ifadedir. Varlıklarını Türk varlığına armağan etmeye her an hazır olan Türk evladı, “vatandaşlık bilinci” ile “Ne mutlu Türküm diyene!” söylemi altında herkesi kucaklamaktadır.

 

Andımız içeriği ilk yazılı eserlerimiz olan Orhun abidelerinden değer ve tutumları kapsamaktadır. İlteriş ve Bilge Kağanlarla başlayan milletin bilinçlenmesi, belirli aşamalardan geçerek Atatürk’te zirvesine ulaşmış ve Andımız’ da en temel ifadesini bulmuştur. Her sabah okunan andımız vatandaşlık bilincine ulaşmanın özüdür. Türkiye’nin toplumsal ve insani değerlere “vatandaş” merkezli ulaşabilmesi, Orhun Abideleri’nden Andımız’a kadar geçen zamanı ve bu zamanın getirdiği değerleri iyi anlayan genç kuşaklarla mümkün olacaktır.

Sonuç ve değerlendirme

Andımız ile ilgili yapılması gereken asıl tartışma  “kaldırmak” yerine okul içi ve dışı tüm etkinlikleri kapsayan eğitim programlarını andımızda geçen bilgi, anlayış ve tutum değerlerle ilgili daha işlevsel hale getirmenin yollarını aramaktır. Eğitim sistemimizde güncel yöntemlerle sadece okul bahçesinde andımızın okutulması yerine bireyin tüm yaşantısında “her yerde öğrenme” yaklaşımına göre andımızla ilgili bilgi, anlayış ve değerleri daha etkili biçimde kazandırmanın yolları aranmalıdır. Andımızdaki özelliklerin ezbere değil yaparak yaşayarak hissederek içten okunmasını sağlamalıyız.

 

Hazırlayanlar

Prof. Dr. Erdal BAY

Prof. Dr. Selahattin AVŞAROĞLU

Doç. Dr. Recep KAHRAMANOĞLU

- Advertisment -

En popüler

Devlet Bahçeli:19’uncu Yüzyılda Yaşanan ve Yaşatılan Yabancı Sefirler Baskısının Tekrarına, Yeniden Sahne Almasına Hiç Kimse Kalkışmamalı, Buna Cüret Dahi Etmeyi Aklından Geçirmemelidir.

Devlet Bahçeli: 19’uncu Yüzyılda Yaşanan ve Yaşatılan Yabancı Sefirler Baskısının Tekrarına, Yeniden Sahne Almasına Hiç Kimse Kalkışmamalı, Buna Cüret Dahi Etmeyi Aklından Geçirmemelidir. Milliyetçi Hareket...

Çorum Türkav İl Başkanlığının Mevlid’i Nebi Haftası Etkinliği

Çorum Türkav İl Başkanlığının Mevlid'i Nebi Haftası Etkinliği Çorum TÜRKAV il Başkanlığı Mevlid'i Nebi haftası etkinlikleri çerçevesinde ''Hz. Muhammed ve Vefa'' temalı bir etkinlik düzenledi. Çorum...

Yarender Başkanı İskender Doğan: Denizlili Yazarlarımız Yok Olma Tehlikesi Yaşıyor

Yarender Başkanı İskender DOĞAN: Denizlili Yazarlarımız Yok Olma Tehlikesi Yaşıyor DENİZLİLİ YAZARLARIMIZA HALKIMIZ SAHİP ÇIKSIN. Yaren Kültür-Sanat Derneği başkanı İskender DOĞAN ”Kitap fuarını ziyaret eden Denizli...

Mehtap Akgül Yazdı-Cennet Kokan Üzerine…

Mehtap Akgül Yazdı-Cennet Kokan Üzerine... Kıymetli okurlarım; Otizm spektrumunun özelliklerini taşıyan bireyi dışarıdan gözlemlendiğimizde “algılamıyor”, “anlamıyor”, “öğrenemiyor” ve “dinlemiyor” gibi nitelemeler yapılabiliriz. Oysa ki, otizmli birey...

Son Yorumlar